Muhterem Kardeşlerim…
 
Aslında Şanlıurfa’mız uzun yıllardır sahipsiz idi. Ancak Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ilgisi sonucu Bakan Faruk Çelik’i Milletvekili adayı gösterip Şanlıurfa’ya göndermesi her şeyi adeta değiştirmeye başladı. Bakan Çelik te, maşallah zamanının bir bölümünü Şanlıurfa’ya gelip, sorunları, çekişmeleri, aldatmacaları yerinde tesbit edip gerekli tedbirleri almaya çalışıyor ki, Allah kendisinden de Başbakanımızdan da razı olsun inşallah.
 
Kısaca; artık Şanlıurfa’mızın yabancı da deseler bir sahibi oldu. Gerçi sahipsizin sahibi her zaman Allahu Teâlâ’dır. Allah’ın dilemediği, istemediği hiçbir şey gerçekleşemez.
 
Ben yine her zaman olduğu gibi, nasihat babında da olsa İlmihal bilgilerini aktarmak ve bu vesileyle de olsa birilerine, bir yerlere mesaj vermeye devam etmek istiyorum.
 
Efendim…
 
* Geçici lezzetlere, çabuk biten, tükenen dünyalıklara aldanmamalıdır.
 
* Kulluk; her an Allahü Teâlâ’ya muhtaç olduğunu bilmek ve Onun Resulüne tam tâbi olmaktır.
 
* Kur'an-ı kerim okunan eve bereket ve iyilik gelir. Melekler toplanıp, şeytanlar oradan kaçar.
 
* Nafile ibadetlerin, farzlar yanındaki kıymeti, okyanus yanında, bir damla su gibi bile değildir.
 
* Mal biriktirme hırsı olan kimseler, her zaman sıkıntı ve üzüntü içinde olurlar.
 
* İhlas, dünya faydalarını düşünmeyip ibadetlerini yalnız Allahü Teâlâ’nın rızası için yapmaktır.
 
* Dua, müminin silahıdır ve dinin direğidir. Göklerin ve yerin nurudur.
 
* Allahü Teâlâ günahları görür ve örter. İnsanlar ise, görmez ve söyler.
 
* En büyük sermaye, Allahü Teâlâ’ya güvenip, insanlardan bir şey beklememektir.
 
* Kim gülerek günah işlerse, ağlayarak Cehenneme gider.
 
* Adalet, halkın dirliği ve düzeni; idarecilerin ise, süsü ve güzelliğidir.
 
* Müminde, ihlâs ve pişmanlık bulunursa, Allahü Teâlâ onun bütün günahlarını affeder.
 
* Eshab-ı kiram, sadece sohbet ile nihayetsiz kemalata vasıl oldular.
 
* Elem ve üzüntü, ayrılık ve musibet, mademki Allahü Teâlâ’nın irade ve takdiri iledir. O halde Ondan gelen her şeye razı olmak lazımdır.
 
* En büyük günahlardan biri de, insanlarla alay etmektir.
 
* Ahireti verip dünyayı almak, yani Haktan halka yüz çevirmek akılsızlıktır.
 
* İnsanlar arasında bulun, fakat kimseye yük olma!
 
* Akıllı kimse, korktuğu başına gelmeden önce, onun çaresine bakar.
 
* Lüzumsuz şeylerin peşinden koşan, lüzumlu şeyleri kaçırır.
 
* Günlerin hayırlısı Cuma, ayların hayırlısı Ramazan, amellerin hayırlısı da vaktinde kılınan namazdır.
 
* Tedbirini aldıktan sonra, Allahü Teâlâ’nın takdirine bağlanan, tevekkül sahibidir.
 
* Anaya-babaya itaat etmek, büyük günahlara kefarettir.
 
* Bir kimse, cahil iken varlıklı olduğu halde, âlim olunca muhtaç hâle düşebilir. Eğer rızk akla ve ilme göre verilseydi, hayvanlar cehaletleri sebebiyle helak olurlardı.
 
Adaletiyle muamele ederse, yanarız
 
* En iyi haslet dindar olmaktır. Bu haslet iki olursa, dindarlık ve mal sahibi olmak. Üç olursa, dindarlık, mal ve haya. Dört olursa, dindarlık, mal, haya ve güzel ahlak. Beş olursa, dindarlık, mal, haya, güzel ahlak ve cömertliktir.
 
* Allahü Teâlâ sırrını eminine verir. Bilen söylemez, söyleyen bilmez.
 
* Ahmaklık, hatada ısrar etmektir.
 
* Allahü Teâlâ bize rahmeti ile ihsanı ile muamele etsin, adaletiyle muamele ederse, yanarız.
 
* İhlaslı insan, en iyi halinde de, en zayıf halinde de tavrı değişmeyendir. Allah için sevinmek, Allah için üzülmek lazım.
 
* Dua etmekle beraber sebeplere yapışıp çalışmak lazımdır. Sebeplere yapışmadan dua etmek silahsız harbe gitmek gibidir. Sebeplere yapışacağız ancak sebeplerden de bilmeyeceğiz. Yaratan Allahü Teâlâ’dır.
 
* Allahü Teâlâ, herşeyi bir sebep altında yaratmaktadır. Bu sebeplere, iş yapabilecek tesir, kuvvet vermiştir. Bu kuvvetlere, tabiat kuvvetleri, fizik, kimya ve biyoloji kanunları diyoruz. Bir iş yapmamız, bir şeyi elde etmemiz için, bu işin sebeplerine yapışmamız lazımdır. Mesela buğday hasıl olması için, tarlayı sürmek, ekmek, ekini biçmek lazımdır. İnsanların bütün hareketleri, işleri, Allahü Teâlâ’nın bu âdeti içinde meydana gelmektedir. Ancak, Allahü Teâlâ sevdiği insanlara iyilik, ikram olmak için ve azılı düşmanlarını aldatmak için bunlara, âdetini bozarak sebepsiz şeyler de yaratır.
 
* Gerçek keramet, kerametin gizlenmesidir. Bunun dışında görünenler, velinin irade ve ihtiyarı ile değildir. İlahi hikmet öyle gerektiriyor demektir.
 
* Her şey geçicidir. Ancak Allahü Teâlâ bâkidir. Geçici şeylere gönül bağlamak aptallıktır. Sen de geçeceksin sevdiklerin de geçecek. Kalıcı bir şeye gönül bağlamak lazım. O da Allahü Teâlâ’dır, Allah sevgisidir.
 
* Sözün hayırlısı kısa ve yol gösterici olanıdır.
 
* Kâfirlere muhabbet imanı giderir.
 
* Âlim, dinini doğru bilene denir. Medrese [üniversite] bitirene denmez.
 
* Nefsin azgınlığı doğrudan doğruya dinedir. Onun için en büyük riyazet, dinimize uymaktır. Haramlarla kandıramıyorsa, nafilelerle uğraştırır ki farzı işlemesin diye. İnsan nefsini tanırsa Allah’ı tanır, nefsten kurtulmadıkça, insan kendini emniyette hissedemez. En büyük mücadele nefsle olmalı. Bu iş, Allah’ın dinine sarılmak yoludur.
 
* Allah için olan işte sevgi vardır. Dünya için olan işte sevgi yoktur. Dünyanın tabiatında sevgi yoktur.
 
* Dünya, nefsin ve şeytanın tuzağıdır. Varlıkta imtihan, darlıktan daha zordur. Çünkü darlıkta hep Allah diyorsun, varlıkta aklına gelince söylüyorsun. Bu çok tehlikeli.
 
* Cennete gitmek için bütün yollar, bütün kapılar açık. Cehennem için de öyle. Siz Cennete götüreni tercih edin. Sizin için hayırlı olan budur. Asırlardır aynı şeyler söyleniyor, adeta size sizin için yalvarılıyor. Biraz da siz kendinize acıyın.
 
Allahü Teâlâ cümlemize rahmeti ve ihsanı ile muamele etsin. (Amin) 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57

banner54