Her şeyden önce kalbi temiz yüreği sağlam insandır…
Gönlü-gözü tok merhamette engin denizler gibidir…
Atasını seven akrabasını karşılıksız sevip kollayıp gözeten, lakin yakınlarından ihanete uğradığında mesafesini hakkaniyet terazisinde tayin edebilendir…
İnsa-a sırf kendine duyduğu saygı itibariyle “yabancı” da olsa hakkında “kötülük” düşünmeyendir…
İyi-Kötü kim?  Haklı-Haksız kim?  Bunu çok iyi ayırt edip herkese hak ettiği payeyi demirin çelike evrilmesinde müsebbip olan suyu kıskandırırcasına karakterine halel getirmeyendir…
Çirkine sakat ve deliye dünyanın nihanı bilinmez hallerine akıl ermez deyip gülmeyendir…
Dertli ve naçar bir insan dinlediğinde Onunla gamlanıp anlatılana kulağını kabartandır…
Kimsenin sırrını aldısını verdisini dedikodu pazarında keyif olsun diye 3 kuruşa satmayandır…
Sevdasından geberse de karşılıksız sevgiye tenezzül ve tevessül etmeyendir…
Dostunun mürüvvetinde gönlü şad olduğu kadar düşmanının dahi acısında yüreği burkulandır…
Gücü yettiğini ezmeyen mukavemetinin nedenini idrak edip izzet-i nefsine halel getirmeden mazlumu sindirmeden savuşturandır…
Cesareti, akıl ve ahlâk temelinde terbiye edip yersiz yere külhan bey budalalığını benimsemeyendir…
İffet namus bilmezlerin kârına inat yürürken, kafasını her daim saat 12.00 istikametinden saptırmayandır…
Aç ve açıkta gördüğünde kendini sıkıntıya düşürmeyecek kadarını düşünmeden hibe edendir…
Her kişinin onurunu ve şerefini kendisi gibi sayandır…
Kimsenin olmadığı yerde dahi düşürülmüş meta ya tamah edip nefsine uymayandır…
Darda ve belada iken yardımına koştuğu minnetsizleri kılıcın kesmediği gönül duvarı hanesinin sathına işleyip semeresine içlenendir…
Boş ve manasız yere gülmeyen yalan dünya da daim kalan taşlar gibi tefekkürden yoksun olmayandır…
İmkânı yoksa ödemeye, ettiği iyiliğe maruz kalmışı gördüğünde “utanmasın diye” yolunu değiştirendir…
Başkasının hak ve hukukuna riayet edip kimsenin önüne geçmeden sırasına razı olan icap ediyorsa sırasını başkasına verendir…
İNSAN gördüğünde sıdk-ı sevgiyle tebessüm edip ilk selam veren olmak için fırsatını kollayandır…
Elindekiler ve sahip olduklarıyla başkalarına caka satmak yerine bunların yalnızca dünyanın zaman tüketilen âleminde soyut numuneler olduğunun farkında olandır…
Konuşmaktan çok dinleyip her gün bilemediğimden daha da ne eksiltirimi gaye edinendir…
Küfrü ve kem sözü kolu/komşuya duyurmak yerine ar damarına sarılıp çatlamasın diye hayâ ve adaba riayet edendir…
Dünya da kaş-göz güzelliğinin ve saltanatın getirisinin çöldeki serap misali somut olmadığını bilendir…
Kimsenin kalbinin kırılmaması için elinden geldiğince insanları anlamaya çalışandır...
İnsanların niyetini hakkıyla muhasebe ve müşahede edip ahmak ve zalim mahlası almayandır…
Kadir kıymet bilmeyene az görünüp sevildiği yere uğramayı ihmal etmeyendir…
Sofrada en son kaşık başlatıp ilk kalkandır…
Kendinden yaşlıya denk geldiğinde bilgisini rafa kaldırıp güngörmüşlüğüne hürmet edendir…
Bildiğinde/gördüğünde konuşan, menfaat veya korku için bildiğini/gördüğünü hasıraltı edip haksızla bir olup haklıya karşı lal olmayandır...
Başkasının kaybedeceğinde kendi kaybedeceği daha az olacaksa hakkından feragat edendir…
Her kişiyi kendi gibi bilmeyip kötülüğünde hala yaşadığının farkında olandır…
Ve...
Tüm bu yukarıdaki ölünesi değerler de tiyatrodaki AHLAKSIZ VE ŞEREFSİZ bir figüran hesabı,
Oynamayıp yürekten hayata işleyendir ADAMMM…
Bunun tam tersi insanı da varın ne sayarsanız sayın gayrı…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57