Aşiretler , Şanlıurfa siyasetinin en önemli temel taşlarındandır.Siyaset arenasında aşiretler Osmanlı Devletinin son zamanlarından itibaren etkin olmaya başladılar.Aşiretler ,Hamidiye Alayları ile devletin siyaset alanına giriş yapmış oldular.Asıl adıyla Hamidiye Hafif Süvari Alayları’nın kurucusu ve isim babası  II. Abdülhamit idi. Birbiri peşi sıra gelen toprak kayıplarını İslam’ın toparlayıcı ve yenileyici gücü ile önlemek, hatta sınırları eski haline çevirmek düşüncesi ‘Halife’ unvanlı II. Abdülhamit’in iç ve dış politikalarının temel motifiydi.
       1891’de yayımlanan kanuna göre, alaylar dört bölükten az, altı bölükten fazla olmayacak, her alay en az  512, en fazla  1.152 kişiden oluşacaktı. Büyük aşiretlere bir veya birden fazla, küçük aşiretlere ise en fazla birkaç bölük kurma hakkı veriliyordu. Küçük aşiretler sadece savaş halinde merkezi hükümetin veya ordu kumandanının gerekli görmesi halinde bir araya gelebileceklerdi. Her alaydan iki çavuş, İstanbul’a gönderilerek Mektep Alayı’nda eğitime tabi tutulacak, İstanbul’da veya başka yerde iki yıl hizmetten sonra alaylara gönderileceklerdi. İlk  hamlede   36 alay kuruldu. Viranşehir’deki Milli aşireti beş alayla en fazla alaya sahip aşiret durumundaydı. Aşiretin reisi İbrahim Beye de Paşalık rütbesi verildi. Böylece Aşiretler bu yolla devlete bağlanmış oldu.
        Hamidiye Alaylarını destekler nitelikte 1892 yılında Aşiret çocuklarını eğitmek için Aşiret Mektebi (özgün adıyla Mekteb-i Aşiret-i Hümayun) kuruldu.
Aşiret Mektebi, aşiretlerin yoğun ve hakim olduğu bölgeleri muhafaza etmek için, bunların reislerinin ve ağalarının çocuklarını, Osmanlı kültürüyle yetiştirerek devlete ve saltanata bağlamak amacıyla açılmıştır.
Mektebe ilk olarak Halep, Bağdat,Suriye ,Musul,Basra,Diyarbakır, Trablusgarp Vilayetlerinden ve Kudüs, Bingazi sancaklarından, kabiliyetli ve muteber ailelerin 12 ile 16 yaş arasındaki çocukları alınmıştır.
      Başlangıçta sadece Arap aşiret reislerinin çocukları alınırken, sonraki yıllarda, okulun prestijinin artması üzerine Kürt ve Arnavut aşiret reislerinin çocukları da kabul edilmeye başlandı. Böylece mektep, bütün aşiretlere hitap eder duruma geldi. Aşiret mektebinden mezun olan çocuklar, Harbiye(askeri) ve Mülkiye(siyasi) mekteplerine gönderildiler. Böylece aşiret çocukları devletin yönetiminde yetişmiş kültürlü birer birey olarak yer almaya başladılar.
       Bu durum Kurtuluş savaşının sonuna kadar devam etti. Kurtuluş Savaşında özellikle Urfa’nın kurtuluşunda aşiretler çok önemli bir rol oynamışlardır. Aşiretler Urfa’nın kurtuluşun da Fransızlara karşı önemli başarılar elde etmiş ve Fransızların Urfadan atılmasını sağlamışlardır.
       Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde de Osmanlı devletindeki gibi ayrıcalıklar isteyen aşiretler çıkmıştır.Bu aşiretlerden birisi  Milli Aşiretidir.Milli aşireti Hamidiye Alaylarında kazandıkları avantajları yeni kurulan devlet yönetimin den alamayınca isyan etti.Fakat bu isyan bir şey değiştirmedi bu defa ellerindeki avantajları da  ellerinden alındı ve İbrahim Paşa yurt dışına sürgün edildi.Böylece isyan macerası acı bir şekilde sonuçlandı.
         Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında ve tek parti döneminde aşiretlerin siyasette pek etkisi görülmedi. Urfa’yı  temsilen Urfa ya hiç ayak basmamış urfa ile alakası olmayan kişiler milletvekili seçildi. Yahya Kemal Beyatlı.Y.Kadri Karaosmanoğlu vb.yazarlar ve çizerler  gibi.
        Çok partili yaşama geçildikten sonra ,Demokrat Parti iktidarı ile birlikte aşiretler tekrar siyaset arenasına girdiler.Aşiret reislerinin bir kısmı milletvekili olarak meclise girmeye başladı.Bunlar yıllarca urfa siyasetine yön verdiler.Bunlardan Necmettin CEVHERİ ve Cenap GÜLPINAR  bakanlıkta yaptılar. Cenap GÜLPINAR  günümüzde de mecliste milletvekili olarak görev yapmaktadır.
       Günümüzde de aşiretler Şanlıurfa  siyasetinde  etkilidir. Aşiretlerin etkisi tüm güçlü ve nüfusu fazla olan aşiretleri kapsamıyor. Her yerde olduğu gibi Şanlıurfa da siyasette bazı aşiretlerin tekeli vardır. İki üç  aşiret dışında fazla etkisi olan aşiret yoktur. Şanlıurfa siyasetinde tekel oluşturmuş olan bu aşiretler diğer aşiretlerin kendi siyasi egemenlik sahalarını girmemeleri için bazen kendi aralarında da anlaşarak birbirlerini desteklerler.Böylece kurmuş oldukları siyaset sultası korunmuş olur.
            Mesela, Şanlıurfa da çok büyük bir nüfusa sahip olmasına rağmen siyasette söz sahibi olmayan aşiretlerde vardır. Bunların başlıcalar: Beni İcil aşireti, Dügerli aşireti, Badıllı aşireti,Karahanlı aşireti,Mersavi aşireti gibi aşiretlerdir.Bunlar çok fazla nüfusa sahip olmalarına  ve içlerinde eğitimli ve yetişmiş değerli insanlar olmasına rağmen siyasette fazla bir varlık göstermeme sebepleri de yukarıda bahsettiğimiz sebeplerdir.
              Yine Şanlıurfa da urfa’nın yerlisi olup hiçbir aşirete mensup olmayan fakat çok birikimli ve urfa için büyük hizmetler yapma düşüncesi ile siyasete atılan bir çok değerli insan ,bu yanlış aşiret tekeli mantığı ile  harcanmıştır.Bu insanların bir kısmı yolun başında şevki kırılmış siyasi mücadeleden vazgeçmiş,bir kısmı da   siyasi mücadelesine devam etmişse de daha sonra pes etmek zorunda kalmıştır.
         Aşiretlerde siyasette tekkeleşme düşüncesi  Şanlıurfa’nın  önünü tıkamıştır. Buradaki mantık Şanlıurfa geri kalsın ama benim kalsın mantığıdır.Bu mantığın ve siyasi tekelleşmenin 2011 seçimlerinde büyük oranda yıkılmıştır.Fakat yinede tam olarak yıkılamamıştır.
                                                                                                                        HAMİT DERMAN
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57

banner54