Muhterem Kardeşlerim…
Bilindiği gibi 27 yıl boyunca gazeteciliği kutsal sayılan öğretmenlik mesleğiyle birlikte yürütmeye gayret ettik. 42 yılı aşkın süreden beri inancıma ve mantığıma göre doğru olduğuna inandığımız, bir yerlere olumlu mesajlar verebilecek, birilerinin başarılı ve olumlu çalışmalarını teşvik edecek veya başkalarına da örnek olmasını sağlayacak düşüncesiyle birçok gazete ve dergilerde, zaman zaman da tv ve radyoların canlı yayınlarına nadir de olsa katılarak haber niteliği taşıyan konuları kamuoyuna yansıtarak milletimize ve memleketimize faydalı olmaya çalışmayı amaç edindik. Mümkün olduğunca BEN demekten kaçınarak hep BİZ demeye gayret gösterdik. 27 yılsonunda da öğretmenlik mesleğinden gençlere yer açılsın düşüncesiyle (İnşallah erken ve yanlış karar vermemişizdir. Zira aşağıda okuyacağınız menkıbeyi okuyunca içimize kuşku düşmedi dersek yanlış olur. Biz yine de nefsimizin oyunudur diye düşünerek bundan sonra dünya ve ahiret için neler yapabilirizin hesaplarıyla uğraşacağız inşaallah) 18 Temmuz 2005 tarihinde resmen emekliye ayrıldık. İşte o günden beri yine “Önce Can” demeyi öğrenemeden hep başkalarına nasıl faydalı olabiliriz düşüncesiyle hareket ediyoruz. Neler yaptığımızı hemen herkes biliyordur sanırız. Zira öğretmenlik yaptığımız yıllarda kendi imkânlarımızla ve zaman zaman da bazı arkadaşlarımızın da katkılarıyla hep fakir fukaranın yüzünü güldürme gayretini sürdürüyor ve daime, “Yarabbi bizlere fakirlerin yüzünü güldürmeyi nasib eyle” diyerek dua ederdik. Çocuklar büyüyüp, ihtiyaçları arttıkça ve emekli de olunca aynı hayır hasenatı yapmakta zorlanınca da, “Yarabbi bari fakir fukaranın yüzünü güldürmeyi bizlere vesile kıl” diye dua etmeye devam ettik. Nihayet Allahu Teâlâ ehlisünnet, hayır hasenatı seven, hocaların hocası değerli bir öğretmen meslektaşımız Mehmet Salih Önen’in genç Milletvekili oğlu A.Emin Önen’i karşımıza çıkardı. İşte o günlerden beri de,kendi kıt imkanlarımızın yanı sıra bu genç kardeşimizin vesilesiyle nice fakir fukaranın yüzünü güldürmeye devam ediyoruz. Zira yaşımızın ilerlemiş olmasından bizim tekrar öğretmenliğe geri dönüş gibi bir şansımız yok. Ama görevini tam yapmayan, öğrencileriyle Allah rızası için ilgilenmeyen, çevresine faydalı olmaya çalışmayanları görünce de üzülmemek elde değil. Hakkımıza hayırlısı olur inşallah.
Efendim…
Menkıbe şöyle;
Devlet memurlarından bir kimse, zaman zaman Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî hazretlerini ziyaret eder, vazifesinden ayrılarak devamlı onun hizmetiyle şereflenmek istediğini bildirirdi. Mevlânâ da, bir gün ona aşağıdaki menkıbeyi anlatarak, vazifesini bırakmamasını ister;
- Abbasi halîfesi Hârun Reşîd zamanında bir zabıta amiri vardı. Hızır aleyhisselâm ile her gün görüşüp sohbet ederlerdi. Zabıta amiri vazifesinden istifa etti. Zahid olup insanlardan ayrı yaşamaya, kimseyle görüşmeyip tek başına ibâdet yapmaya başladı. Fakat istifa ettikten sonra Hızır aleyhisselâm kendisine hiç uğramaz oldu. Bu duruma zabıta amiri çok üzüldü. Her gün sabahlara kadar Cenâb-ı Hakka yalvarıp, gözyaşı döktü, tevbe istiğfar etti. Bir gece rüyâsında Hızır aleyhisselâmı görüp yalvardı;
“Ey vefalı dost! Ben seninle devamlı olarak sohbet etmek maksadıyla dünya makamlarından istifa ettim. Uzlete çekilip, yalnız başıma ibâdet etmeye başladım. Böylece sana kavuşurum sandım. Hâlbuki tam tersine seninle artık hiç görüşemedim. Beni, mübarek cemalinize hasret bıraktınız. Acaba bunun hikmeti nedir?..”
Hızır aleyhisselâm buyurdu ki:
“Ey aziz dostum! Benim sana görünüp sohbet etmemin sebebi, yaptığın ibâdetler, hayır hasenat ile değildi. Senin o mühim vazifeni yapıp Müslümanların işlerini hak ve adalet ile idare ettiğin için gelip seninle sohbet ediyordum. Hâlbuki sen Müslümanları adaleti olmayan biriyle baş başa bıraktın. Sadece kendi menfaatin için bir köşeye çekildin. Şu anda Müslümanlar sıkıntı ve üzüntü içindeler. Bunlara hep sen sebep oldun. Uzlete çekilip abdest almayı, namaz kılmayı, oruç tutmayı, zikretmeyi herkes yapabilir. Fakat makamı ile Müslümanlara hizmet etmeyi herkes yapamaz. Bunun için artık senin yanına gelmiyorum.”
- Uyanınca, istifa etmekle ne büyük bir hata yaptığını anladı. Sabah olunca derhal hükümdarın huzuruna çıkıp, eski vazifesini yeniden istedi. Hükümdar anlayışla karşılayıp, onu tekrar eski vazifesine tayin etti.
Kul hakkından, haramlardan, nazardan, yanlış davranışlardan ve yanılmaktan, insanoğlunun şerrinden, nefsi emaremiz şerrinden ve bilumum haşerelerin zararından Allahu Te’ala’ya sığınırız. Allahu Te’ala cümlemizi yanlış davranışlardan sakınan, ameli Salih kullarından eylesin. (Amin) 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57

banner54