Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde bazı bölgeleri kontrolüne alması üzerine şu cümleleri zikretti: “Türkiye'nin şu anda kendi bünyesinde sıkıntı oluşturacak bir terör eyleminin, eğer bir yeri kaşıyan yapısı bir yerde oluşuyorsa oraya müdahale etmek bizim en doğal hakkımızdır.” Uluslararası sözleşmelere göre, Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi hangi koşullarda meşru olur?

Başbakan, "doğal hakkımız" dedi, ama bunu bir tehditle bağlantılı olarak açıkladı. Burada, iki konuyu ayırt etmek lazım. Birinci başlık, Türkiye'nin Kürt meselesini kendi sınırları içerisinde çözme politikaları. Bu konuda anlamlı ve etkili adımlar atmaksızın sadece dış tehdit algısı üzerinden inşa edilen yaklaşım ve politikaları pek anlamlı bulmak mümkün değil. İkinci başlık, ilkiyle bağlantılı olmakla birlikte, Türkiye dışında doğabilecek güvenlik tehditlerine karşı Türkiye’nin, uluslararası hukuka uygun olarak kararlaştıracağı ve uygulayacağı politikaların neler olduğu ile ilgilidir.

Uluslararası hukuktaki temel kural şu: Her devlet, kendi ülkesini bir başka devletin aleyhine kullandırmama yükümlülüğü altındadır. Bir ülkenin, ülkesini bu yönde kullandırma imkânı tanıması, uluslararası hukukun ihlali kabul edilir. Bu çok farklı biçimlerde olabilir. Örneğin, sınırınıza kötü şartlarda nükleer santral inşa etmişsinizdir ve bu santralin yol açacağı riske karşı bir önlem almamak komşu ülkeye zarar verebilir.
Krizin en başından beri tartışılan tampon bölge seçeneğini Türkiye artık çok daha açık şekilde dillendirmeye başladı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu,  "Mülteci lerin Suriye içinde korunması gerekebilir." açıklaması yaptı. Ankara öncelikle tüm Suriye sınırı boyunca bir tampon bölge oluşturulmasına karşı. Bu seçenek daha çok "işgal" olarak değerlendiriliyor. Ankara'nın planı ise Suriye içinde savunma amaçlı güvenli bölgeler oluşturmak. Bunun için o bölgenin Esed güçlerinden arındırılması ve uçuş yasağının sağlanması gerekiyor. Muhaliflerin kontrol ettiği bölgelerde böyle bir adımın atılması daha kuvvetli bir seçenek.
Yapılması gereken  Türkiye sınırları içerisinde bulunan mültecilerin Esed sonrasında Kuzey Suriye de oluşturulacak ve özellikle Türkiye sınırlarına en yakın yerleşim alanlarında ikamet ettirilmeleridir.Buraya yerleştirilecek olan mültecilerin güvenliği Türkiye tarafından sağlanmalı ve her türlü tehdide karşı kendilerini savunabilecekleri bir zeminin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.Bölgenin boş bırakılması halinde Kuzey Irakta oluşan otorite boşluğu sebebiyle oluşmuş terör gruplarının Kuzey Suriye de kendilerine boş alan bulduklarında aynı oluşumları yapabilecekleri kanısındayım.Oluşturulacak güvenli alanların özellikle Suriye sınır kapılarımızın olduğu bölgelerde yapılması sınırkapısından yapılacak ticari faaliyetlerinde güvenli bir şekilde yapılmasını sağlayacak ve bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın ekonomik sıkıntı çekmelerini engelleyecektir.Böylece oluşabilecek hertürlü terör oluşumları ve terör saldırılarına karşı gereken önlem alınmış olacaktır. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AHMET DEMİR 7 yıl önce

çok güzel bir yazi olmuş suriye sinirinda kurulacak şehirlere gönderilecek insanlarin türkiye için sorun teşkil etmemesi gerekiyor.bu yüzden bu konu çok ince işlenmeli

Avatar
AYŞEGÜL POLAT 7 yıl önce

mehmet bey şuan oluşan durum sizin yazinizi hakli çikariyor.sinirin diğer tarafinda mutlaka dost güçlerin oluşturulmasi gerekiyor.

Avatar
elif köz 7 yıl önce

mehmet bey yazınız güzel olmuş söylediklerinize katılıyorum ama suriyede dedğiniz gibi güvenli bir bölgenin oluşturulması zor görünüyor esed sınırlarımıza kadar olan bölgeleri bombarken öyle bir bölgenin oluşturulabileceğini sanmıyorum

Avatar
ZEHRA POLAT 7 yıl önce

mehmet bey bildiğim kadariyla sizde şanliurfa dişinda yetişmiş bir ailenin bireyisiniz.şanliurfadaki siyasetle diğer illerdeki siyasi durumlari değerlendirmenizi ve kültür birikiminizi şanliurfa halkina iletmenizi istiyorum.

banner57

banner54

banner43