Muhterem Kardeşlerim…
3 aylar geldi çattı derken, Oruç ta geldi kapıya dayandı. Birçok kurum ve esnaflar da sırf Allah rızası için yada reklamı olsun düşüncesiyle olsa da Ramazan İmsakiyesi dağıtmaya başladılar bile..
Ancak imsakiyelerde Temkin Vakti hesaba katılmamış olduğundan dikkat edilmediği taktirde orucumuz tehlikeye girebilir.
 
Temkin müddeti nedir?
Güneşin merkezinin hakiki ufukta olmasından sonra, arka (üst) kenarının temkin miktarı kadar (irtifâ’ zâviyesi kadar) daha aşağıya, yanî şer’î ufka inerek, güneş ışığının en yüksek tepeden kaybolması için geçen zamana Temkin Müddeti denir.
 
Temkin müddeti, 4 unsurdan meydana gelir. Bunlar;
Güneşin görünen yarıçapı (Güneşin Nısf-kutr-ı zâhirîsi),
Işığın kırılması (İnkisâr-ı şuâ),
Ufkun alçalması (İnhitât-ı ufuk) ve
Güneşin paralaksı (İhtilâf-ı manzar).
 
Bu 4 unsurun ilk üçü toplanıp, bulunan toplamdan dördüncüsünün çıkarılması ile elde edilen zamana, müddete Temkin Müddeti denir. Her şehrin arz (enlem) derecesine ve kullanılan yüksekliğe göre temkin müddetleri birbirlerinden farklıdır. Şehrin arz (enlem) derecesi ve kullanılan yükseklik arttıkça, temkin müddeti de bunlara bağlı olarak artar.
 
İslâm astronomları tarafından, sıfır dereceden altmış derece arzına kadar ve yirmibeş metre fark ile beşyüz metre irtifâ'a kadar hesâb edilerek bulunan bu Temkin müddetleri, cedvel hâline getirilmiş ve eserlerinde neşr olunmuştur. Temkin müddetleri, İmsâk ve Namaz Vakitlerinin hesaplanmasında, astronomi ilminin bir zarûreti olarak mutlaka kullanılmalıdır.
 
Osmanlı âlimlerinin en yüksek makamı olan Meşîhat-i İslâmiyyenin hazırladığı 1334 [m. 1916] senesinin İlmiyye sâl nâmesi ismindeki takvimde ve İstanbul Üniversitesi Kandilli rasathanesinin 1958 tarih ve 14 sayılı Türkiye’ye mahsûs Evkât-ı şer’iyye kitabında, namazların şer’î vakitlerini tayîn ederken, Temkin miktarının hesâba katıldığını görüyoruz. Hakîkî din adamlarından ve heyet astronomi ilmi mütehassıslarından meydana gelen Heyetimizin en modern âletlerle yaptığı rasad ve hesaplarla bulunan namazların şer’î vakitlerinin, İslâm âlimlerinin asırlardan beri hesap ile ve Rub’-ı dâire âleti ile buldukları vakitlerin aynı olduğunu gördük.
 
Bunun için, temkin zamanlarını ve dolayısı ile namaz vakitlerini değiştirmek câiz değildir.
Kelimelerin lügat ma’nâsı farklı ve ıstılâh ma’nâsı daha farklıdır. Yani kelimelerin her ilimde, o ilme mahsûs ma’nâları vardır. Temkinin namaz vakitleri bahsinde ve hesaplarında bu ilme mahsûs olan ve burada teferruatlı şekilde açıklanan “ıstılâh” ma’nâsına değil de, “lügat” ma’nâsına bakarak, bunu bir ihtiyât zemânı zan etmek ve efkâr-ı umûmiyeyi bu şekilde şartlandırmak da doğru değildir.
 
Mesnedden tamamen yoksun olarak, “işçilere kolaylık sağlamak için” gibi iddialara dayanarak, şahsî fikr ve düşüncelerle ileri sürülen gerekçelerle “aşırı ve gereksiz temkin müddetlerini azalttık” demek sûretiyle, temkin müddetlerini kısmen veyâ tamamen ortadan kaldırmak, imsâk ve namaz vakitlerini değiştirmektir, yanî Müslümanların oruc ve namaz ibadetlerini bozmak, ifsâd etmektir.
 
Kısaca; imsakilerde belirtilen imsak vaktinden 10-15 dakika önce ağzımızı çalkalayıp oruç tutmaya niyet edersek hiçbir sorun kalmayacaktır.
 
Allahu Teâlâ cümlemizin orucunu ve ibadetlerini kabul ve makbul eylesin inşaallah. (Amin)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57

banner54