Geçenlerde çok izlenen bir televizyon kanalında ‘’Arabistanlı Lawrence’’adlı sinema filmini izledim.Bu film İngilizlerin Osmanlı Devletini Orta doğudan atmak için oynadığı oyunları ve bu oyunlara alet olan insanları anlatıyordu.
 
         Bu filmin yaşandığı zaman yaklaşık yüz yıl öncesini anlatıyordu.Bu filmde yaşananları günümüzde yaşanan olaylarla yani Orta doğudaki ‘’Arap Baharı’’ile karşılaştırmaya çalıştım.Batılıların düşüncelerinin hiç değişmediğini ve sömürü mantığı ile olaylara yaklaştığını gördüm.Ancak doğulu halklar değişmişti.Cahil ve fakir doğuluların yerini bilgili ve zengin doğulular almıştı.Bedevilerin yerini Petrol milyonerleri almıştı.Roller farklıydı.Daha önce topraklarından atmaya çalıştıkları Osmanlı torunlarına artık Orta doğu halkları bir kurtarıcı ve bir dayanak noktası olarak görüyordu.
 
        Yüzyıl önce bazı İttihatçı paşaların yanlışları ve İngilizlerin oyunlarına gelerek topraklarından çıkardıkları kardeşlerini tekrar topraklarına davet ediyorlardı.Kısacası dargın kardeşler barışmış ve düşmanlarına karşı birlik oluşturmaya başlamıştı.
 
        Her iki tarafta tarihten büyük dersler çıkarmıştı.Çünkü bu ayrılıktan sonra her iki tarafta büyük sıkıntılar çekmişti.Yeni bir diriliş ve kaynaşmaya ihtiyacı vardı.Sanki her iki tarafta Sezai Karakoç’un :
 
“Milletim, uyan! Kendine dön! Aslını unutma! Geçmişini bil. İçinden, gerçek aydınlardan kurulu bir kadro çıkar. Çıkar ki, onlar, hem bugününü, hem yarınını kurtarsınlar. Geleceğini, ancak, bilinçli, idealist bir aydın nesil güven altına alır.
 
Milletim! Büyük bir milletsin. Çok büyük bir ülken var. Onun birçok parçasına el konulmuş. Öbür parçalarına da göz dikilmiş. Çok köklü bir tarihe sahipsin. Gerçek bir medeniyetin, Hakikat Medeniyeti’nin sahibisin. Onu yeniden ayağa kaldır. Diril ve Dirilt! İnsanlık seni bekliyor.
 
“Milletim! Doğu’ya, Batı’ya dur diyecek güç, sensin. Kendini bildiğin gün, kurtulacaksın. Ve bütün insanlığı kurtaracaksın. Yoksa, insanlık, büyük bir felâkete doğru gidiyor. Sınırsız hırs sahipleri dünyayı yakmaktan geri durmuyorlar.
 
“Milletim! Uyan, kendine gel! Yeni bir sayfa aç. Yeni bir çağ aç. Geçmişte birkaç kez çağ açmıştın. Yine açabilirsin.”
 
      Sözleriyle biten çağrısına kulak vermiş ve bu çağrının gereklerini yerine getirmişti.Anadolu insanı bu çağrıya yıllar önce kulak vermiş ve dünyanın gıptayla izlediği devlet adamlarını yetiştirmişti.Artık hasta adamın torunları yetişmişti.Onun yerini güçlü ve dinamik bir nesil almıştı..Hasta adam ruhen dirilmişti ,gençleşmişti.Ona bu lakabı takanlar artık hasta adam konumuna gelmişti.
 
         Artık hasta adamın torunları Orta doğudaki kardeşlerinin bu çağrıya cevap vermesini bekliyordu.Orta doğuda halklar bu çağrıya cevap veriyor.Taştan adamları yıkıp,katılaşmış ve taşlaşmış yönetimler yerine insanı esas alan yönetimlere dönüşüyor.Bu dönüşüm kolay olmuyor.Bu dönüşüm sırasında büyük bedeller ödeniyor.Sindirilmiş halk toplulukları kanlarıyla özgürlük destanı yazıyor. Her güzel şeyin bir bedeli vardır. Büyük saadetlere kavuşmak için büyük sıkıntılara katlanmak gerek Çünkü; En büyük saadetler büyük ve acı felaketlerin neticesidir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
osmanlı torunu 7 yıl önce

yav hoca iyi güzel hoş yazıyonda biraz imla kurallarına dikkat et ok mi..

Avatar
YAZAR 7 yıl önce

eleştiriye açığım fakat imla kuralına uymadığım bir kelime ve cümle gösterirseniz sevinirim.

Avatar
eyup öztürk 7 yıl önce

gardaş osmaniyeden eyup haberlerinizi çok begeniyoruz

banner57

banner54