Osmanlı İmparatorluğu'nun 19. y.y. boyunca izlediği dış politika, genellikle büyük devletler arasındaki çıkar çatışmalarından ve dengelerden yararlanmak esasına dayanıyordu. Büyük devletlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerinde çok sıkı kontrol etkileri vardı. Ekonomik ve mali yönden Batılıların kontrolünde olan imparatorluk, siyasi yönden de onların etkileri altında idi. Bir yabancı devletin, elçisinin Osmanlı Devlet adamlarını azarladığı, hatta Dışişleri gibi önemli bakanların atanması ve görevlerinden alınmasında söz sahibi oldukları sık sık görülen bir durumdu.
                Son dönemde Türkiye’nin sergilediği dış politika ve değişen uluslararası konumu geçmişte yaşanılan tüm olumsuzlukları sildi. Geçtiğimiz on yıl boyunca dış politika bakış açısını yenileyen Türkiye, Ahmet Davutoğlu’nun öngörüleriyle, bir süredir üstlendiği ‘komşularla sıfır sorun’ söylemi çerçevesinde komşuluk ve müttefiklik ilişkilerini yeniliyor. “Türkiye için düşman ülke yoktur; sadece dost ve potansiyel dost ülkeler vardır” düşüncesiyle idealist bir yaklaşımdan yola çıkan Türkiye, bu kapsamda Suriye, İran, Ermenistan, Yunanistan gibi problemli ilişkiler yaşadığı komşularıyla ilişkilerini düzeltmek konusunda proaktif bir tutum takındı. Ayrıca Suriye-İsrail, İsrail-Filistin gibi kangren olmuş bölgesel ihtilaflarda arabulucu rolü oynamak konusunda ön plana çıktı.
 “Özellikle 2009’da Davos’ta Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı’na tepki göstererek oturumu terk etmesiyle başlayan, alçak koltuk ve Mavi Marmara krizleri ile zirveye ulaşan Türkiye-İsrail gerginliğinin ertesinde Türk dış politikasının yönü konusunda uluslararası platformlarda ateşli tartışmalar yapılmaya başlandı. Türkiye’nin İran’a yaptırımlar konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Brezilya ile birlikte “hayır” oyu kullanması ise ideoloji yüklü dış politika analistlerine propaganda zemini kazandırdı. Bu süreçte, Batı medyasında, “Türkiye’nin ekseninin kaydığı” ve “İslami ve yeni-Osmanlıcı bir motivasyondan aldığı ilhamla Batı’ya sırt çevirmeye başladığı”  dile getirilmeye başlandı
                       Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak her zaman için öncelikle komşu ülkelerle iyi geçinmemizi, hiçbir ülkeye sırtımızı dönmememiz gerektiğini ve geçmişimizden aldığımız derslerle hareket ederek, ekonomik sosyal ve siyasal olarak dünyada hak ettiğimiz yere en kısa zamanda geleceğimizi düşünmekteyim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halil Gözoğlu 8 yıl önce

türkiye dış politikası şuanda dünya politikaları içinde en sağlam ve en düzgün yürüyen politikadır.

Avatar
Ahmet Çiftçi 8 yıl önce

allah sayın başbakanımızı başımızdan eksik etmesin.ayrıca bu yazınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum güzel bir konuya değinmişsiniz.en azından bilmeyenler geçmişle bu günü kıyaslasın.

Avatar
mehmt çiftçi 7 yıl önce

mehmet bey e tşk ederim başarılarını devamını dilerim

banner57

banner54