Başta söylemem gerekirse varoş sözcüğünü kulanmaktan pek haz almasam da kenar mahalle sözünü kulanmak daha ağır geliyor.Bu terim de kenara itilmişlik ve aşağılama hissi sezdiğim için varoş sözcüğünü kulandım.Varoş sözcüğü Macarca varos sözcüğünden gelir.Bu sözcük şehir merkezinden uzak genelde kırsal kesimden ve dışarıdan göç edenlerin oluşturduğu ve genellikle geldikleri yerlerdeki geleneksel yaşantılarını da taşıdığı mekanlardır.
 
Evet, varoşlarda eğitimci olmak çok büyük bir sorumluluk ve özveri gerektirir.Bizim eğitim sistemimizin özel ! durumundan dolayı genellikle buralardaki eğitim kadrosu genç öğretmenlerden oluşur.Bu durum aslında bu okullarda okuyan öğrenciler için büyük bir şanstır.Genç,idealist ve gayretli Öğretmenler buralarda güçlerinin çok üstünde efor sarf ederek okulda çalışırlar ve okulu sahiplenirler. Tarım işçisi olarak çalışmaya giden çocuklar kasım ve aralık aylarında dönerler.Buradaki Öğretmenler özellikle de 1.sınıf Öğretmenleri eğitim yarışına geç katılan öğrencileri diğer arkadaşlarıyla aynı seviyelere getirmek için gösterdikleri gayret takdire şayandır.
 
 Buralara da çalışan öğretmenleri merkezi okullarda çalışan öğretmenlerle karşılaştırmak abesle iştigaldir.Karşılaştıranlar yok mu ? elbette var.Katıldığım bazı idareci toplantılarında karşılaştırma yapılıyor.İlginçtir ! Şanlıurfa’nın gözde okullarından birisinin müdürü kendi okulunun başarısını anlatırken böbürlenerek anlatıyor.Sanki kendisi çok gayret göstermişte bu başarı onun eseriymiş gibi.Halbuki bu idareciyi varoş bölgelerinde bir okula müdür yapsanız bu başarının yüzde onunu bile gösteremez.
 
 Evet bu bölgelerde yaşayan zeki çocuklar keşfedilmeyi bekleyen hazineler gibidir.Bu kanaate 6 yıl bu bölgelerde çalışmış bir eğitimci olarak yaşayarak vardım.Buralarda çalışan gayretli öğretmenler bir çoğu pırlanta gibi çocuğa sahip çıkmış yerine gelince kitabını almış,yerine gelince harçlığını vermiş bu pırlanta hazineleri topluma yararlı birer birey olarak kazandırmışlardır.Bu öğretmenler ve idareciler bu çocuklara anne ve babalarından daha çok sahip çıkmış.
 
 Merkezde görev yapan arkadaşların görevlerini küçümsemiyorum fakat çoğunluğu dershaneye giden ve özel ders alan öğrenciler ve bilinçli velilerin olduğu okullarda idareci ve öğretmen olmak ile hiçbir ekstra imkanı olmayan ,velilerin ancak okula yardım almak için geldiği okulları karşılaştırmak ne kadar hakkaniyetli olur.
 
 Altı yılını bir varoş bölgesinde yer alan bir okulda çalışmış biri olarak bu okullarda çalışmanın zorluklarını hem öğretmen hem de idareci olarak çok canlı bir şekilde yaşadım.Bu çalıştığım yıllar güzel ve zevkli olmakla birlikte hayatımda unutamadığım üzüntülü olayların yaşandığı yıllar oldu.Öğrencilerimize sahip çıkıp sınavlarda güzel yerleri kazandıklarını görünce sanki kendimiz kazanmış hissine kapılıyorduk ve çok büyük sevinç duyuyorduk.
 
 Kötü ve acılı günlerde yaşadık .Çocuğunuz gibi sevdiğiniz öğrencilerinizin ölüm acısını yaşadığınız zaman bambaşka bir hüzne kapılırsınız.Yaşanılan kötü anların hafızanızdan hiç hatırlanmayacak şekilde silinmesini istersiniz.İşte o duyguları yaşamış birisi olarak bunları yazıyorum.Bir günde ,elim bir kazada 6 öğrencimi kaybettim.Düşünebiliyorsunuz 6 taze gonca gül dalından kopuyor.Bu yazıyı yazarken bile inanın gözlerim doluyor.Aysel.zahide,Betül,Fatma ve diğerleri .. Bu öğrenciler, yaz ayında ailelerinin maddi durumları iyi olmadığı için ailelerine yardım amacıyla 2008 in Ağustos ayında, sabahın karanlığında ,pamuk tarlasına ırgatlığa giderken vefat ettiler.
 
 Fakirlik bu öğrencileri çalışmaya mecbur etmişti.Böyle bir ortamda çalışmak nasıl bir duygu düşüne biliyor musunuz .Bu elim olayın uzun süre etkisinde kalıyorsunuz, unutamıyorsunuz.Çocukların yüzleri, konuşmaları,gülmeleri, onlara kızmanız, şakalaşmanız film şeridi gibi önünüzden geçiyor.Kısacası hayatın acı yüzünü bir kez daha yaşıyorsunuz.
 
Aslında varoşlarda yaşayan çocukları aşağıdaki şiir çok güzel yansıtır.
 
 İncecik pardesüler içindeki okul arkadaşlarımız
her vakit çok geç gelirlerdi sabah dersine,
çünkü süt ve gazete dağıtırlardı annelerinin yerine. 
ve işaret korlardı kara kaplı deftere
Getirmezlerdi yanlarında yiyecek filan.
Ders aralarında yalnız
ödevlerini yaparlardı helalarda.
Ama izin verilmezdi buna.
Dinlenmek ve yemek içinmiş ders araları.
Pi nin ondalık değerini bilemezlerdi.
Hammalık,boyacılık,mendil satmayı bilirlerdi.
 
Kısacası hayatın acısını çok iyi bilirlerdi.
 
Bu yazımızda da anlatmaya çalıştığımız gibi eğitimin en çok ihtiyaç olduğu yerler varoşlardır.Buralara eğitim açısından daha çok yatırım yapılmalı ve buradaki Öğretmen ve idareciler desteklenmelidir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57

banner54