Ortadoğu’daki Arap baharının Başlangıcında ‘’Orta Doğuda Taştan Adamlar Yıkılıyor’’diye bir yazı yazmıştım. Bu yazımda şimdiki Ortadoğu’daki yönetimlerin batılı ülkelerin taşeronluğunu yaptığını,efendilerinin isteklerini yerine getirdiğini ve bu şekilde hayatiyetini sürdürdüğünü yazmıştım.
 
Bu yazımda Ortadoğu’daki Arap Baharı hakkında daha farklı bir görüş aktarmak istiyorum.Aslında Arap Baharı sömürgecilerin orta doğuyu terk etmesinden sonra Arap halklarında başlayan bilinçlenme 1960 lı yıllardan itibaren Mısırda Abdulnasırın darbesi ile başlayan ve Arap Milliyetçiliğinin en üst noktaya ulaştığı Yalancı bir bahar ile engellenmeye çalışıldı.
 
Bu engellenme 50 yıl gibi bir zaman diliminde başarılı oldu.Bu bilinçlenme genelde Arap kavmiyetçiliği ve sözde Filistin meselesini sahiplenen Saddam,Kaddafi,Hafız Esad gibi yalancı kahramanlarla engellenmeye çalışıldı.Bu söylemler hep slogan olarak kaldı.Hiç bir zaman sözden fiile geçmedi.Kendini kahraman gösteren Nasır hariç hiçbir diktatör Filistinliler için İsrail’le savaşmadı.Hatta bunların döneminde İsrail bu sözde düşmanların söylemlerinden dolayı batıda daha fazla destekçi buldu.
 
Bu diktatörler güçlerini yalnız halklarını ezmek ve halkların bilinçlenmesini önlemek için kullandı.Halkı sindirmek için olmadık yöntemlere başvurdular.Hapis,işkence,tecavüz ve katliamlar yaparak halklarını sindirmeyi başardılar.
 
Bu durum 2011 yılına kadar geldi.Artık mızrak çuvala sığmamaya başladı.Dünyadaki kitle iletişim araçlarının etkisiyle yeni yetişen nesiller bu sahte kahramanlara baş kaldırdılar.Artık özgür olmak istiyorlardı.Taştan adamları yıkmayı akıllarına koymuşlardı.Başta Tunus,Libya,Mısır,Yemen ve en son Suriye’de gerçek Arap baharının fitili ateşlendi.
 
Tunus, Libya ,Mısır ve Yemen de halk baştaki diktatörleri alaşağı etti.Fakat bu İsrail ve batılılar için kabul edilemez bir durumdu.Bundan sonra başa gelecek yönetimlerin halkın isteklerini yansıtacağından dolayı bu durum İsrail’in güvenliği ve batılı devletlerin menfaatleri için tehlike demektir. Bundan dolayı Mısırda yönetimi şimdiye kadar askeri konsey halka teslim etmemekte ve İhvanı Müslim’inden İsrail’in güvenliği için tavizler almaya çalışmaktadırlar.
 
Suriye’de ise durum daha da ilginçtir.Batılı ülkeler Libya’da birkaç ay gibi kısa bir sürede halka destek bahanesi ile alaşağı ettikleri Kaddafiden sonra Esad’a farklı yaklaşmayı tercih etmişlerdir.Bunun da nedeni İsraillin güvenliği için Esadtan daha iyi birisini bulamamaları ve muhaliflerden Esad sonrası için güvence alamamalarıdır.Bir de İran yönetiminin tavrı vardır ki tam bir çelişki.Her zaman haktan yana olduğunu savunan ve mazlumların hamisi olduğunu iddia eden İran’ın tavrı tam bir çelişkidir.İran şimdiye halkını katleden Esad’ı şartsız desteklemektedir.İran’ın bu tavrı Ortadoğu coğrafyasında inandırıcılığını kaybetmesine neden olmuştur.
 
Evet ne olursa olsun ne kadar engellenirse engellensin Ortadoğu halkları artık geriye dönüşü olmayan bir yola çıkmıştır.’’Eski hal muhal ya yeni hal ya izmihlal ‘’diyerek başlarına musallat olmuş zalimlerden ve taştan adamlardan kurtulacaktır. Arap baharı körfez bölgesine de sıçrayacaktır. Zevk ve sefa içinde yaşayan şeyhleri de yakın zamanda koltuklarından edecektir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner57